<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anksiyete &#8211; Psikolog Fahrettin ÖZÇELEBİ</title>
	<atom:link href="https://ankarapsikologu.com/category/anksiyete/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ankarapsikologu.com</link>
	<description>Psikolog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Feb 2020 17:31:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.3.20</generator>
	<item>
		<title>Sürekli Korkuyorum Ne Yapmalıyım!</title>
		<link>https://ankarapsikologu.com/korkmak-ve-mutsuz-olmak-istemiyorum/</link>
				<comments>https://ankarapsikologu.com/korkmak-ve-mutsuz-olmak-istemiyorum/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 11 Dec 2019 13:12:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[psikologfahrettin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[depersonalizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[korkmak istemiyorum]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[panik bozukluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ankarapsikologu.com/?p=12837</guid>
				<description><![CDATA[Özellikle panik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk, depresyon ve fobiler gibi rahatsızlıklar yaşayan danışanlarımızdan sıklıkla duyduğum; Hocam keşke korku duygum olmasa, hiç kaygılanmasam, üzüntü denilen bir &#8230;<p class="read-more"> <a class="ast-button" href="https://ankarapsikologu.com/korkmak-ve-mutsuz-olmak-istemiyorum/"> <span class="screen-reader-text">Sürekli Korkuyorum Ne Yapmalıyım!</span> Devamı »</a></p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img class="aligncenter wp-image-12534 size-medium" src="https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/travma-stres-bozukluğu-fahrettin-özçelebi-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/travma-stres-bozukluğu-fahrettin-özçelebi-300x200.jpg 300w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/travma-stres-bozukluğu-fahrettin-özçelebi-768x512.jpg 768w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/travma-stres-bozukluğu-fahrettin-özçelebi-1024x683.jpg 1024w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/travma-stres-bozukluğu-fahrettin-özçelebi-200x133.jpg 200w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/travma-stres-bozukluğu-fahrettin-özçelebi-400x267.jpg 400w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/travma-stres-bozukluğu-fahrettin-özçelebi-600x400.jpg 600w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/travma-stres-bozukluğu-fahrettin-özçelebi-800x533.jpg 800w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/travma-stres-bozukluğu-fahrettin-özçelebi-1200x800.jpg 1200w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/travma-stres-bozukluğu-fahrettin-özçelebi.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Özellikle panik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk, depresyon ve fobiler gibi rahatsızlıklar yaşayan danışanlarımızdan sıklıkla duyduğum; Hocam keşke korku duygum olmasa, hiç kaygılanmasam, üzüntü denilen bir duygu yaşamasam, sürekli korkuyorum ne yapmalıyım! herşeyden korkan insan ne yapmalı? Çok mutsuzum ve yalnızım! Kaygım nasıl geçer? gibi cümleler ve sorular bu yazıyı kaleme almama yardımcı oldu diyebilirim..</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazıya başlarken bir soru ile başlamak istiyorum. Hiç temel beş duyu organınızla; göremediğinizi, tat alamadığınızı, kokuları fark edemediğinizi, sesleri duyamadığınızı veya dokunduğunuz nesneyi hissedemediğinizi düşündünüz mü?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu durumu gözümüzün önüne getirdiğimizde hayatımızın neredeyse imkansız hale geldiğini hemen hemen hepimiz fark ederiz. Beş duyu organımız fiziksel hayatımızı nasıl kolaylaştırıyorsa, duygularımızı da ruhsal hayatımızı koruyan ve yönlendiren hatta hayatta kalmamızı sağlayan elementler olarak niteleyebiliriz. Duygularımızdan yoksun olduğumuz bir yaşam sürecini hayal ettiğimizde gerek psikolojik olarak, gerekse sosyal açıdan ciddi zorluklar ve sorunlar yaşardık. Bunu açıklayabilmek için biraz hayal gücünüzü zorlamnızı rica edeceğim.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela bilim insanları tarafından istediğimiz herhangi bir duyguyu ortadan tamamen kaldırabileceğimiz, çok gelişmiş bir araç icat edilmiş olsun. Bu aracı kullandığımızda örneğin korku duygumuzdan tamamen sıyrıldığımızı ve artık ne olursa olsun hiç korku duymaz hale geldiğimizi varsayalım.&nbsp;</span></p>
<p><b>-Böyle bir icat karşısında sizce hayatımız nasıl olurdu acaba?&nbsp;</b></p>
<p><b>-Aileniz, eşiniz, çocuklarınız ya da dostlarınızla olan ilişkilerimiz nasıl devam ederdi?&nbsp;</b></p>
<p><b>-Veya hiç korku duygusuna sahip olmayan ve yüksek bir binanın tepesinde çalışmak zorunda olan insanlar o yükseklikte nasıl çalışmaya devam ederlerdi?&nbsp;</b></p>
<p><b>&#8211; Yüzme bilmeyen dostunuz deniz tatilinizde korkudan yoksun olarak ne yapardı?&nbsp;</b></p>
<p><b>-Trafiğin yoğun olduğu bir caddede&nbsp; karşıya nasıl geçerdik?&nbsp;</b></p>
<p><b>-Motorlu taşıtlarımızı nasıl kullanırdık?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Korku duygusu, danışanlarımızın genel olarak en çok rahatsız olduklarını belirttikleri olumsuz duyguların başında geliyor. Ancak bu duygunun yaşamımızdan tamamen çıkması veya yok olması hayatla bağdaşan bir durum değildir. Aksine hayatımızı gerçekten tehdit eden&nbsp; bir durum oluştuğunda bizi hayatta tutacak en kıymetli dostumuz korku duygumuzdur. Günümüzde insanoğlu her ne kadar teknolojik aletlerle hayatını daha kolay hale getirse de, sağlık alanındaki gelişmelerle hayatta kalma süresini uzatmayı başarsa da, koyduğu yasalarla yaşamı daha güvenli bir hale getirse de korku duygumuzdan yoksun olduğumuzda muhtemelen kısa bir süre içinde yaşamımız sonlanacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konu ile ilgili bir örnek vermek gerekirse, trafik kazalarındaki istatistiklerine bakabiliriz. 1970&#8217;lerin ortalarında Amerikadaki istatistiki bilgilere göre ölümle sonuçlanan trafik kazalarının %60’ında en önemli etken alkoldür. Özellikle 16-20 yaş arasındaki gençlerin yarısından fazlasının ölüm nedeni de alkol ile ilgilidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki böyle bir istatistiğe neden olan şey nedir?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alkol kullanan insanların beyinlerinin belirli alanları etkilenir.Özellikle de etkilenen alanların başında duygusal alan vardır. Beyindeki duygusal alanın etkilenmesi sonucunda ise alkol kişinin gevşemesine, kaygısının azalmasına, neşelenmesine ve bunlarla birlikte davranışsal açıdan kontrolü kaybetmesine neden olur. Küçük dozlarda alınan alkol kişinin kaygı duygusunu her ne kadar tamamen yok etmese de alınan dozun artması kişinin kaygı duygusunu benzer düzeylerde&nbsp; azaltır. Kişinin duyusal algılaması devam eder ancak korku duygusundaki düşüş ortaya çıkabilecek sonuçları düşünmeden davranış sergilemesine neden olur ve bu da trajik bir şekilde sonuçlanan trafik kazalarının oluşmasına neden olabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayal gücümüzü bırakmadan bu kez de aynı mantıkla üzüntü ya da mutsuzluk duygusunu ele alalım. Hayatında hiç üzüntü ya da mutsuzluk duygusu tatmamış birini düşünelim. Böyle bir insanın yaşamı acaba nasıl olurdu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üzüntü ya da mutsuzluk duygusu, mesela çok sevdiğimiz bir yakınımız bizi terk ettiğinde veya ölümüyle sonuçlanan bir kayıp&nbsp; yaşadığımızda hissettiğimiz bir duygudur. Düşünsenize bu duyguyu hiç yaşamayan birinin sosyal çevresinde ve ilişkilerinde neler yaşayacağını? Hayatında nelerden yoksun kaldığının farkına varamaz hatta belki de bunu hiç umursamazdı. Hatta muhtemeldir sahip olduklarının kıymetini bilemez ve bunları korumaya çalışmaz ve giderek fakirleşir, yalnızlaşırdı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bununla birlikte tam aksine olumlu kabul ettiğimiz duygulardan birisi olan mutluluk duygusunu hiç yaşamıyor olsaydık bu da ortaya negatif bir tablo çıkmasına neden olurdu ancak yaşamla örtüşmeyen bir tablo oluşmazdı. Büyük ihtimalle kişi kötü bir yaşam sürerdi ancak mutluluk duygusundan yoksun kalmanın sonuçları mutsuzluk duygusunu kaybetmek kadar yıkıcı olmazdı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kronik biçimde mutluluk duygusundan yoksun yaşama durumunun hayatla uyuşmayan bir tablo olduğunu da biliyoruz: Bu tip olgular &#8220;distimi&#8221; ismi verilen bir psikiyatrik rahatsızlık olarak tanımlanmıştır. Birçok kişi yaşamını bu şekilde sürdürebilmektedir. Mutsuzluk duygusunu hissetmemek, mutluluk duygusunu hissetmeme durumuna göre daha ciddi kayıplar yaratabileceği fikri size tuhaf gibi görünebilir ancak bu durumu gözünüzde canlandırmaya çalışırsanız, belki bana hak verirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Negatif duygu olarak değerlendirilen bir başka duygumuzu &#8220;suçluluk ve pişmanlık&#8221; duygusunu düşünelim. insanlar suçluluk duygusu hissetmese yaşam nasıl olurdu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda size &#8220;antisosyal kişilik bozukluğu&#8221;ndan bahsetmek istiyorum. Antisosyal kişilik bozukluğu olan bireylerin suçluluk duygusu taşımaması, bu kişilik yapısının en bilinen özelliğidir. Bu bozukluğa sahip olan kişiler, yaptıkları onca eziyet ve çektirdikleri onca&nbsp; acıya rağmen nerdeyse hiçbir bir pişmanlık veya suçluluk emaresi göstermez ve hissetmezler. Bu bozukluk neticesinde ise işledikleri korkunç suçlar nedeniyle genelde güvenlik güçleriyle ve yasalarla sorun yaşamaktadırlar. Dolayısıyla suçluluk ve pişmanlık duygusu hissetmiyor oluşumuz büyük ihtimalle bizim sürekli suç işlediğimiz bir hayatın içinde var olmamızı sağlayacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öfke duygusu da korku, üzüntü ve suçluluk duyguları kadar yoğun bir biçimde olmasa da insanları bazen rahatsız eden duygulardan biridir.. Peki ama öfke duygusunu hiç hissetmesek hayatımız nasıl olurdu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ne olduğunda öfkelendiğinizi anımsamaya çalışırsanız, hayatınızda nasıl bir rolü olduğunu daha kolay anlamlandırabilirsiniz: Öfke genelde hakkımızın gasp edildiği zamanlarda, istemediğimiz bir davranış kasten yahut bilerek sergilendiğinde hissettiğimiz bir duygudur. Öfkesini karşısındaki insanlara pek yansıtmayan veya bu duyguyu hissetmeyen insanları hayal edin.Genelde bu tarz insanlara ağzı var dili yok deriz. Peki böyle davranmak sağlıklı mı? Böyle davranmanın sonucu bizi nereye götürür?&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük olasılıkla insanlar bizi yok saymaya ve kurduğumuz ilişkilerde canları nasıl isterse öyle davranmaya başlarlardı. Kısacası akıllarına eseni yapmaya başlarlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fark ettiğiniz üzere aslında tüm hislerimizin hayatımızda çok önemli işlevleri vardır ve hiçbir duygu kendiliğinden negatif bir neticeye neden olmaz. Aksine, duygularımızı hissetmiyor oluşumuz veya onlardan yoksun oluşumuz olumsuz sonuçlar doğurabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vücudumuzda bulunan tüm uzuvlarımıza tamamen nasıl ki ihtiyaç duyoyoruz ve hepsinin birer görevi, işlevi var, duygularımızı da ruhsal yapımızı oluşturan birer uzuv gibi düşünebiliriz. Hem olumlu hem olumsuz bütün duygularımız gereklidir ve hayatımızda çok önemli birer işleve sahiptir. Hatta olumsuz duygularımızın olumlu duygulara göre nispeten daha gerekli ve yaşamsal olduğunu belirtmek gerekir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özetlemek gerekirse, duygularımız, bizim işaret sisteminizin en önemli parçasıdır. Üzerinde durmamız gereken şey ise duygularımızı fark etmek, anlamak, neye işaret ettiğini görmek ve ona göre davranmaya çalışmaktır. Duygularımızı yok saymak değil.</span></p>
<p>Üzerinde duracağımız bir başka nokta ise yaşadığımız olay ile hissettiğimiz duygumuz arasında nasıl bir bağlantı olduğu ve ne kadar örtüştüğü? Yaşadığımız olaya gösterdiğimiz tepki ve hissettiğimiz duygu çok uçlarda ise profesyonel bir destek almak yararlı olabilir.</p>
<p>Kaynak: Farket Düşün Hisset Yaşa/ Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://ankarapsikologu.com/korkmak-ve-mutsuz-olmak-istemiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Panik Atak Nedir? Belirtileri Ve Tedavisi?</title>
		<link>https://ankarapsikologu.com/panik-atak-ve-danismanlik-sureci/</link>
				<comments>https://ankarapsikologu.com/panik-atak-ve-danismanlik-sureci/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 29 Nov 2018 06:06:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[psikologfahrettin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[ankarada panik atak]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[panik atak]]></category>
		<category><![CDATA[panik atak tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ankarapsikologu.com/?p=12788</guid>
				<description><![CDATA[Panik Atak Nedir? Panik Atak Ne Yaşatır? Panik bozukluğu rahatsızlığını yaşamadıysanız, ki umarım yaşamazsınız, bu rahatsızlığı yaşayan insanların tam olarak ne yaşadığından haberdar olmamakla birlikte &#8230;<p class="read-more"> <a class="ast-button" href="https://ankarapsikologu.com/panik-atak-ve-danismanlik-sureci/"> <span class="screen-reader-text">Panik Atak Nedir? Belirtileri Ve Tedavisi?</span> Devamı »</a></p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
<img class="aligncenter wp-image-12521 size-medium" src="https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/panik-atak-tedavisi-psikolog-fahrettin-özçelebi-ankara-300x192.jpg" alt="" width="300" height="192" srcset="https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/panik-atak-tedavisi-psikolog-fahrettin-özçelebi-ankara-300x192.jpg 300w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/panik-atak-tedavisi-psikolog-fahrettin-özçelebi-ankara-768x490.jpg 768w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/panik-atak-tedavisi-psikolog-fahrettin-özçelebi-ankara-1024x654.jpg 1024w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/panik-atak-tedavisi-psikolog-fahrettin-özçelebi-ankara-460x295.jpg 460w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/panik-atak-tedavisi-psikolog-fahrettin-özçelebi-ankara-200x128.jpg 200w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/panik-atak-tedavisi-psikolog-fahrettin-özçelebi-ankara-400x255.jpg 400w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/panik-atak-tedavisi-psikolog-fahrettin-özçelebi-ankara-600x383.jpg 600w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/panik-atak-tedavisi-psikolog-fahrettin-özçelebi-ankara-800x511.jpg 800w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/panik-atak-tedavisi-psikolog-fahrettin-özçelebi-ankara.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Panik Atak Nedir? Panik Atak Ne Yaşatır?</strong></p>
<p>Panik bozukluğu rahatsızlığını yaşamadıysanız, ki umarım yaşamazsınız, bu rahatsızlığı yaşayan insanların tam olarak ne yaşadığından haberdar olmamakla birlikte hissettikleri yoğun kaygı durumunu anlamlandırmakta güçlük çekebilirsiniz.</p>
<p>Etrafınızda panik atak geçiren veya bu rahatsızlığı yaşayan birileri var ise muhtemelen şu soruyu soruyorsunuzdur kendinize; &#8221;Ne yaşıyor olabilirler de bu kadar sık hastaneye, acile veya kalp doktoruna gidip duruyor? Onu bu kadar kaygılandıran şey ne olabilir ki?&#8221;</p>
<p>Bu konuya çok açık bir cevap vermek gerekirse; Daha önce hiç ölümle burun buruna geldiyseniz, bu bir trafik kazası sahnesi olabilir, deprem sel gibi bir doğal afet olabilir veya ölüm tehditi altında olduğunuz bir sahne olabilir. Hani o esnada bütün hayatınız gözünüzün önünden bir film şeridi gibi geçer ya.. Öleceğinizi, yakınlarınızın bu haberi aldıklarında gösterecekleri tepkileri hayalinizde kurgularsınız ya. Hatta cenaze planlamanızı dahi yaparsınız. İşte panik atak rahatsızlığını yaşayan bireyler bu kurguyu ve kaygıyı nerdeyse her atak geçirdiklerinde yaşarlar ve bunu tekrar tekrar yaşıyor olmak inanılmaz derecede canlarını acıtmaya başlar..</p>
<p>Yaşadıkları bu yoğun hisleri anlatamadıkları veya çevrelerince yeterince anlaşılmadıkları için de akıllarını yitirecekleri veya yitirdikleri konusunda ayrıca yoğun kaygı duyarlar.</p>
<p>Genelde psikolojik yardım almaya karar verdikleri ilk seanslarda panik atak veya panik bozukluğu yaşayan danışanlardan sıklıkla şunları duyarız;</p>
<p>-Çevrem tarafından sevilen, güçlü kararlı bir insanım ama bu rahatsızlığa yakalandığımdan beri kendimi çok güçsüz hissetmeye başladım.</p>
<p>-Acaba iyileşebilecek miyim? Çünkü o kadar sık yaşıyorum ki bu atakları veya kaygıyı, sanki hiç bitmeyecek, geçmeyecek gibi geliyor.</p>
<p>-Benim bir kalp hastalığım var da acaba gittiğim doktorlar mı fark edemiyorlar?</p>
<p>-Ben hatalarımdan veya günahlarımdan dolayı cezalandırılıyor olabilir miyim?</p>
<p>-Ya burada iyileştikten sonra ileride tekrar rahatsızlanırsam!</p>
<p><strong>Panik Atak mı? Panik Bozukluğu mu?</strong></p>
<p>Panik atak geçirirken yaşayabileceğiniz bazı bedensel ve düşünsel tepkiler vardır. Bunları; çarpıntı, titreme, ölüm korkusu, terlemek, sıcak veya soğuk basmaları, mide bulantısı, göğüs ağrısı olarak sıralayabiliriz.</p>
<p>Eğer panik atak sırasında yaşayabileceğiniz bu bulguları bir süre sonra her hissettiğinizde bir felaket senaryosuyla birleştirip yanlış bir şekilde yorumluyor ve bu bulguları neredeyse her hissettiğinizde bir duygu yükselmesi yaşayarak tekrarlayan bir şekilde atak geçiriyorsanız panik bozukluğu yaşamaya başlamışsınızdır.</p>
<p>Örneğin koşarken dahi kalp çarpıntısı hissettiğinizde, kesinlikle kalp krizi geçirdiğinizi, nefes almakta güçlük çekerek gözlerinizde bir kararma yaşadığınızda, muhtemelen felç geçirdiğinizi veya yabancılaşma hissi diyebileceğimiz (depersonalizasyon) durumu yaşadığınızda ben çıldırıyorum, aklımı kaybediyorum kaygısını yoğun bir şekilde yaşarsınız.</p>
<p>Ancak bunun&nbsp; hastalığa dönüşmeye başladığı an ise, bu belirtilerden birini dahi yaşamamak için hayat kalitenizden ödün vermeye başladığınız, asansöre, otobüse, çarşıya, pazara, kalabalığa, köprüye, sinemaya gidemeyeceğiniz veya binemeyeceğiniz noktaya ulaştığınız andır.</p>
<p>Panik atakta genel olarak atağı tetikleyen bir durum söz konudur. Ancak panik bozukluğunda ise atağı tetikleyecek herhangi bir durum söz konusu olması gerekmez. Kendi kendine başlayabilir ve çok sık tekrarlayabilir.</p>
<p>Eğer dikkat ederseniz genelde benzeri durumlar yaşadığınız veya yaşayacağınız durumlarda atak kendi kendini tekrar eder ve bu olaylar genel olarak sizin tarafınızdan stresli olarak beyninize kodlamış olduğunuz olguları içerir.</p>
<p>Toplumda panik atak geçirme oranı neredeyse %10 civarındayken panik bozukluğu yaşama riski %1 ila 3 arasındadır.</p>
<p><strong>Panik Atak Tedavisi Ne Kadar Sürer?</strong></p>
<p>Panik bozukluğu kesinlikle tedavisi olan bir rahatsızlıktır ve panik bozukluğun tedavisinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul görmüş olan EMDR terapi en etkili ve kalıcı yöntemler arasında yer almaktadır.</p>
<p>EMDR Terapide panik atağın tetiklenmesine yol açan anılar tespit edilir ve bu anılara yönelik olarak duyarsızlaştırma ve yeniden işleme sağlanarak geçmiş, şimdi ve geleceğe yönelik olarak adaptif bir bilgi işlemleme sağlanır.</p>
<p>Panik atak tedavisi ne kadar sürer? Sorusunun cevabı ise aslında bu durumun kişiden kişiye farklılık göstereceğidir. Çünkü her insanın panik atak yaşamasına neden olan faktörler farklı farklı olduğu, ve bu rahatsızlığı ne kadar süredir yaşadıkları konusu değiştiği gibi danışmanlık süreci de kişiden kişiye farklılık gösterecektir.</p>
<p>Ankara ilinde yaşıyor ve panik bozukluk rahatsızlığını yaşıyorsanız site üzerinde yer alan iletişim bilgilerini kullanarak bana ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Psk. Fahrettin ÖZÇELEBİ</p>
<p>EMDR Terapisti</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://ankarapsikologu.com/panik-atak-ve-danismanlik-sureci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Sosyal Fobi Neden Olur?</title>
		<link>https://ankarapsikologu.com/sosyal-fobi-belirtileri-ve-danismanlik-sureci/</link>
				<comments>https://ankarapsikologu.com/sosyal-fobi-belirtileri-ve-danismanlik-sureci/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 15 Oct 2018 11:56:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[psikologfahrettin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[ankara sosyal fobi]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal fobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ankarapsikologu.com/?p=12634</guid>
				<description><![CDATA[Bu yazımda &#8216;Sosyal fobi neden olur? Sosyal fobi tedavi edilebilir mi? Danışmanlık süreci ne kadar sürer?&#160; gibi merak edilen konulara cevap vermeye çalışacağım. Sosyal fobi, &#8230;<p class="read-more"> <a class="ast-button" href="https://ankarapsikologu.com/sosyal-fobi-belirtileri-ve-danismanlik-sureci/"> <span class="screen-reader-text">Sosyal Fobi Neden Olur?</span> Devamı »</a></p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter wp-image-12635 size-medium" src="https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/sosyal-fobi-psikolog-fahrettin-özçelebi-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/sosyal-fobi-psikolog-fahrettin-özçelebi-300x200.jpg 300w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/sosyal-fobi-psikolog-fahrettin-özçelebi-200x133.jpg 200w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/sosyal-fobi-psikolog-fahrettin-özçelebi-400x266.jpg 400w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/sosyal-fobi-psikolog-fahrettin-özçelebi-600x399.jpg 600w, https://ankarapsikologu.com/wp-content/uploads/2018/10/sosyal-fobi-psikolog-fahrettin-özçelebi.jpg 640w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Bu yazımda &#8216;<b>Sosyal fobi neden olur? Sosyal fobi tedavi edilebilir mi? Danışmanlık süreci ne kadar sürer?&nbsp; </b>gibi merak edilen konulara cevap vermeye çalışacağım.</p>
<p>Sosyal fobi, yeni biriyle tanışırken, konuşurken veya tanımadığınız yeni bir ortama girerken,&nbsp; kısacası günlük sosyal durumların büyük bir bölümünde kişilerin kaygı duygusunu aşırı derecede hissetmesi durumu olarak özetlenebilir. Sosyal fobiniz varsa muhtemelen yeni girdiğiniz yukarıdaki bahsettiğim durumlarda, başkaları tarafından izlendiğinizi, yargılanabileceğinizi, kendi eylemlerinizden dolayı utanıp veya aşağılanabileceğinizi düşünür ve bu korkuyu yoğun ve kronik bir biçimde yaşarsınız. Aslında yaşadığınız bu aşırı kaygı veya korkunun aşırı veya mantıksız olabileceğini de fark edebilirsiniz, ancak genelde bunların üstesinden gelmekte oldukça güçlük çekersiniz. Eğer sizin için korkunç sayabileceğiniz olumsuz bir deneyim yaşarsanız muhtemelen bunun etkisinden kurtulabilmeniz için genellikle günler veya haftalar geçmesi gerekebilir. Ayrıca yaşadığınız bu yoğun kaygı ve korku yüzünden sıklıkla benlik saygınızda düşüş ve depresyon gibi rahatsızlığınıza eşlik edecek başka sorunlar da yaşayabilirsiniz.</p>
<p><strong>Belirtiler:</strong></p>
<p>Sosyal fobi sorununu yaşayan bireyler, eleştirilebilecekleri ortamlardan ya da değerlendirmeye tabi tutulacakları durumlardan kaçınma eğilimi gösterirler. Bunun temel sebebi; bulundukları ortamda küçük düşebilecekleri, utanç duyabilecekleri veya gülünç bir konuma düşebilecekleri hareketler sergilemek gibi yoğun bir biçimde korkuya sahip olmalarıdır. Yaşanan bu yoğun strese eşlik eden ayrıca fiziksel belirtiler de vardır;</p>
<ul>
<li>Kalp atışının hızlanması</li>
<li>Nefes kesilmesi ve nefes darlığı</li>
<li>Terleme</li>
<li>Karın ağrısı ve mide bulantısı</li>
<li>Titreme</li>
<li>Yüz kızarması</li>
<li>Konuşma zorluğu veya çok sessiz konuşma</li>
<li>Kas gerginliği</li>
<li>Katı bir vücut duruşu</li>
<li>Ağız Kuruluğu</li>
</ul>
<p>Bu gözle görülür fiziksel belirtiler <strong>‘’onaylanmama’’</strong> korkusunu daha da arttırır. Yaşadıkları bu yoğun korkuyla birlikte aslında kendilerini de odak noktasına haline getirmiş olurlar ve kısır bir döngü oluşur. Aynı zamanda bu semptomları yaşamaktan dolayı hissettikleri yoğun endişe, bu durumla baş edebilme güçlerini de düşürmekte ve anksiyeteyi tetiklemektedir.</p>
<p><strong>Sosyal Fobiye Eşlik Eden Rahatsızlıklar:</strong></p>
<p>Sosyal fobiye sıklıkla eşlik eden; panik bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk ve depresyonun dışında maalesef sosyal fobiklerin bir kısmının yaşadıkları kaygı seviyesini azaltabilmek amacıyla alkol veya diğer uyuşturucu maddelere yönelerek kendi kendilerini tedavi etme düşünceleri aynı zamanda bağımlılık sorunu da yaşamalarına yol açabilmektedir..</p>
<p><strong>Nedenleri:</strong></p>
<p>Sosyal anksiyete bozukluğunun nedenlerini daha iyi anlamaya yönelik araştırmalar sürerken, bazı araştırmalar, sosyal fobi belirtilerinde, amigdala adı verilen beyinde küçük bir yapıya işaret etmektedir. Amigdala&#8217;nın, beyinde korku tepkilerini kontrol eden merkezi bir bölge olduğu ve sosyal fobisi olan insanlarda daha aktif çalıştığı belirlenmiştir.</p>
<p>Yapılan başka bir araştırmada ise birinci derece akrabalarda sosyal fobi rahatsızlığının bulunması bu rahatsızlığa yakalanma riskini diğer insanlara göre iki ila altı kat arttırdığını göstermiştir. Yani anne, baba veya kardeşlerinizden biri &nbsp;sosyal fobik ise sizin de sosyal fobik olma riskiniz diğer kişilerden iki ila altı kat artıyor demektir.</p>
<p>Çocukluk döneminde görülen kötü muamele ve stresli yaşam da &nbsp;sosyal fobinin gelişimindeki risk faktörleri arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Hangi Yaş Aralığında Başlar</strong></p>
<p>Sosyal fobi genellikle yetişkinlik döneminden önce çocukluk veya erken ergenlik döneminde başlar ve 25 yaşından sonra nadiren gelişir.</p>
<p><strong>Danışmanlık Süreci</strong></p>
<p>Sosyal Fobi’nin danışmanlık sürecinde en sık uygulanan terapi türleri; <strong>Bilişsel ve Davranışçı Terapi </strong>ile son dönemlerde tüm dünyada ve ülkemizde de travma sonrası semptomların iyileştirilmesinde kullanılan<strong> EMDR</strong> <strong>Terapi </strong>modelleri uygulanmaktadır.</p>
<p><strong>Bilişsel terapi</strong> ile kaygı duygusuna yönelik olarak, bireylerde oluşan fiziksel tepkiler ile kaygı oluşmasına neden olan kişinin olumsuz düşüncelerinin neler olduğu sorgulanır ve bunlara yönelik olarak başa çıkma becerileri geliştirmesi için destek verilir.</p>
<p><strong>EMDR terapi</strong> ise bireylerin geçmişte yaşamış oldukları olumsuz yaşam deneyimlerinin neden olduğu duygusal, bedensel ve kişinin kendisine yönelik olarak oluşturduğu olumsuz inançların giderildiği bir yöntemdir. EMDR yani göz hareketleri ile duyarsızlaştırma ve yeniden işleme modeliyle geçmişte yaşanmış olan bu olumsuz yaşam deneyimlerine karşı bireyin duyarsızlaştırılması sağlanarak aynı zamanda şimdi ve gelecekte de daha işlevsel bir hale gelmesi için destek verilir.</p>
<p>Yapılan araştırmalara göre sosyal fobi her sekiz kişiden birinin hayatının belirli bir döneminde karşılaştığı oldukça yaygın bir sağlık sorunudur. Eğer kişi yaşanılan bu&nbsp; sorunlardan dolayı hayat kalitesinin düştüğüne inanıyorsa mutlaka profesyonel destek almalıdır çünkü destek alınmadığı sürece yaşanan sorun uzun yıllar sürebilmektedir. &nbsp;Eğer Ankara&#8217;da yaşıyor ve sosyal fobi konusunda EMDR Terapi&nbsp; desteği ile psikolog yardımı almak istiyorsanız sitemiz üzerinde yer alan numaradan iletişime geçerek randevu talebinde bulunabilirsiniz.</p>
<p>Psk. Fahrettin ÖZÇELEBİ</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://ankarapsikologu.com/sosyal-fobi-belirtileri-ve-danismanlik-sureci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
